logo

Elektrik Sektöründeki Sorunlar

-Hicran TİRYAKİOĞLU, Ahmet Samet ÖZDEMİR, Dr. Öğr. Üyesi Yelda KARATEPE MUMCU*   *Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Elektrik ve Enerji Bölümü                                                              ÖZET                                                                Elektrik enerjisinin zorunlu ihtiyaç sınıfında bulunması ve enerji ihtiyacının da her geçen gün artıyor olması enerjiye olan talebin de artışına neden olmaktadır. Ve bu artışın doğal bir sonucu olarak da beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Bu sorunların çözümlerine yönelik dünyada ve Türkiye’de çeşitli çalışmalar yapılmış ve yapılmaya da devam etmektedir. Bu çalışmada, günümüzde hâlihazırdaki sorunların bir kısmı için yapılan çalışmalar ve öneriler olduğu kadar henüz çözümü olmayan ya da çözümüne dair herhangi bir çalışmanın bulunmadığı sorunların da ele alındığı vurgulanmıştır.

Enerjinin ülkelerin sosyo-ekonomik gelişimlerinin en önemli girdisi olması sebebiyle mesken, tarım ve sanayi tüketicilerinin bu gereksinimi kesintisiz, kaliteli, güvenilir, zamanında, ucuz, verimli, düşük maliyetli ve temiz bir biçimde kullanabilmesi temel şarttır.  Ve bu temel şartı sağlamak da enerjide ve ülke yönetiminde söz sahibi olanların sorumluluğundadır.

Eğitim, sağlık, ulaşım ve altyapı hizmetlerinin sunumunda, üretimde verimliliğin artırılmasında ve beslenme, ısınma, barınma gibi sosyal ihtiyaçların giderilmesinde sağladığı imkânlar düşünüldüğünde, enerjinin neden toplumsal ilerlemenin ve ekonomik büyümenin en önemli girdilerinden biri olarak değerlendirildiği de daha iyi anlaşılmaktadır.

Dünyadaki artan nüfusla birlikte kentleşme ve sanayileşme olguları, küreselleşme neticesinde artan ticaret olanakları, enerji ve doğal kaynaklara olan talebin de giderek artmasına neden olmaktadır. Kullanımındaki kolaylık, rahatlık ve kalite yönünden elektrik enerjisi öteki enerji çeşitlerinin önüne geçmektedir.

Türkiye’de elektrik sektörünün başlıca sorunu, birincil yakıtlarda yüksek oranda dışa bağımlılık (yaklaşık %70) ve bu bağımlılık sebebiyle de yüklenilmek zorunda kalınan ağır dış ödeme yükümlülüğüdür. Kalkınma Bakanlığı’nın hazırladığı ve Bakanlar Kurulu’nun da kabulünü yaptığı 2018-2020 yıllarını kapsayan “Orta Vadeli Program” çerçevesinde dışa bağımlılığı azaltmak için:

–    Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimindeki payı artırılacaktır.

–    Yenilenebilir enerji yatırımlarında kullanılan ekipmanlarda dışa bağımlılığı azaltacak Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) uygulamasına devam edilecektir.

–   Yerli kaynak rezervlerimizde artış sağlamak üzere petrol, doğalgaz, kaya gazı ve kömür aramaları artırılacaktır.

–    Yerli linyitin çevreyle uyumlu bir şekilde kullanılmasına devam edilecektir.

–    Ulaştırma, sanayi ve konut sektörlerinde enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik bir program başlatılacaktır.

–    Kamu elektrik üretim santrallerinde, elektrik iletim ve dağıtım şebekelerinde verimlilik artırıcı önlemler alınacaktır.

Bazı sorunların çözümüne yönelik, 2001 yılı sonrası Türkiye’de elektrik sektöründe bazı reform ve serbestleştirme çalışmaları yapılmış olup bu çalışmalara öncelikli olarak dağıtım sektöründen başlanmıştır. Bu sektördeki özelleştirmenin başlıca dayanakları olarak:

– Hizmetin kamudan daha verimli sunulabilecek olması,

– Her sene yapılması gerekli olan yatırımların devlet bütçesi için ağır bir yük oluşturması,

– Bütçede oluşan bu yük sebebiyle dağıtım tesislerine gerekli yatırımların yapılamaması ve buna bağlı olarak da sık sık elektrik kesintilerinin yaşanması,

– Var olan yüksek orandaki kayıp-kaçak sorunu,

– Hizmetlerin yürütülmesindeki kalite sorunları ön plana çıkmaktadır.

  • Dağıtım Sektöründeki Yüksek Oranlı Kayıp-Kaçak Sorunu:

Sektörün özelleştirilmesinin en başta gelen hedeflerinden biri de kayıp-kaçak sorununun -teknik kayıplar hariç- çözüme kavuşturulmasıdır. Özelleştirme süreci evvelinde dağıtım sektöründeki kayıp-kaçak oranı %21’lere kadar çıkarak, ortalamaları %7-8 olan OECD’nin hemen hemen üç katına yaklaşmıştır. Ve özellikle doğu bölgelerimizde %64 seviyelerine kadar ulaşmış olup dağıtım sektörünün verimsizliğine sebebiyet vererek tüketicilerle devlete ağır bir yük getirmiştir. Bu sorunun çözülemiyor olması diğer birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çözüme kavuşmasının özelleştirmeyle mümkün olabileceğini gündeme getirmiştir. 2012 elektrik kayıp-kaçak ortalaması on yıl önceki %21 seviyesinden %14 seviyelerine gerilemiştir. Buradan yapılacak olan çıkarımla, uzun vadede kayıp-kaçak oranının düşeceği öngörüsüyle bu sektördeki kayıp-kaçak sorununun özelleştirme sayesinde çözülmesi amacının gerçekleşebileceği söylenebilir.

  • Sıklıkla Yaşanan Elektrik Kesintileri Sorunu:

Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’ndeki 16’ncı maddenin 1’inci fıkrası gereğince haber verilmeksizin yapılan kesintilerde sınır değerlerin aşılması durumunda dağıtım şirketi bahsi geçen maddede belirlenmiş olan esaslar çerçevesinde kullanıcıya başvurusuna gerek kalmaksızın tazminat ödemek zorundadır. Tablo 1’de görüldüğü, yine aynı maddenin 11’inci fıkrasıyla senelik tazminat yürütümüne ek olarak, haberli veya habersiz 12 saati geçen kesintilerde; kesintiden etkilenen kullanıcıların her birine dağıtım şirketi tarafından uzun süreli kesinti tazminatı ödeneceği, bu kapsamdaki tazminat ödemelerinin ticari kalite tazminatları dâhilinde yapılacağı hükmü yer almaktadır.

Tablo 1. EPDK, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği, Tablo-9 Eşik Kesinti Süresi Ve Sayıları

EŞİK DEĞER ADI KESİNTİ SINIFI İMAR ALANI İÇİNDEKİ KULLANICILAR İÇİN İMAR ALANI DIŞINDAKİ KULLANICILAR İÇİN
AG OG AG OG
ESURE  (Saat) Bildirimsiz 48 24 72 36
ESAYI  (Kez) 56 56 72 72
ESURE  (Saat) Bildirimli 24 16 32 24
ESAYI  (Kez) 6 4 8 6
  • Hizmetlerin Yürütülmesindeki Kalite Sorunları:

Dağıtım şirketi, dağıtım lisansı dâhilinde belirlenmiş olan bölgedeki kullanıcılara sunulan hizmetin kalitesinden sorumluyken, görevli tedarik şirketi de perakende satış faaliyetine ilişkin ticari kaliteden sorumludur. Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’ndeki 6’ncı maddenin 1’inci fıkrası gereğince elektrik enerjisinin teknik kalitesinin ve tedarik sürekliliğinin dağıtım şirketi tarafından ilgili standartlara uygun olacak biçimde ölçümlerinin yapılıp kayıt altına alınması, ticari kalitenin mesulü oldukları yönleri ile görevli tedarik şirketi ve dağıtım şirketi tarafından kayıt altına alınması ve görevli tedarik şirketiyle dağıtım şirketinin bu göstergeler neticesinde performansının belirlenmesine temel olacak tüm veri ve süreçlerle diğer ilgili tüm belge ve bilgilerin denetim yetkisini elinde bulunduran kurum ve kuruluşlar tarafından denetleneceği ve/veya denetlettirileceği hükmü yer almaktadır.

  • Elektrik Dağıtım Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Sorunu:

ELDER tarafından ikincisi düzenlenen Elektrik Dağıtım Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi 2018’de sunulan Sempozyum Sonuç Bildirgesine göre:

–  Mahalli topraklama iş sağlığı ve güvenliği açısından çok kritik ve hayati öneme haiz bir konudur. Mahalli topraklama tekniklerinin çalışanlara sadece “mahalli topraklama yapın” şeklinde dikte edici tarzda değil yapılmadığı takdirde hangi olumsuz sonuçlara neden olacağı açıklanmalı ve video/resimlerle desteklenerek çarpıcı bir şekilde aktarılmalıdır.

–  Mahalli topraklama aparatları seçilirken kesit hesapları bilimsel verilerle hesaplanmalı, hem topraklama aparatı hem de ıstanka uluslararası standartlara (EN 61230 ve o standartta belirtilen diğer ilgili standartlara) uygun olmalı ve bu durum sertifikalandırılmalıdır.

–  Şirketler de yukarıda belirtilen uluslararası standartlara haiz topraklama aparatlarını temin etmelidir.

–  Türkiye’de yüksekte çalışma eğitimleri ile ilgili net düzenlemenin olmaması nedeniyle şirketler belirlediği kriterlere göre eğitim vermektedir.

–  Sektörümüzde İSG kültürünün oluşturulması için şirketler veya kurumlar bu konuyu daha sistematik ve uluslararası yaklaşımlara uygun olarak ele almalı ve uzun vadeli yol haritaları hazırlamalıdır.

–  Yöneticiler ve operasyonel birimler İSG’nin devredemeyecekleri bir sorumlulukları olduklarını bilmeli ve hissetmelidir. Bu anlamda yöneticiler iyi birer İSG Lideri olmalıdır.

–  İSG kültürü sadece mavi yakalı (işi bizzat yapan) çalışanlarda oluşturulması gereken bir olgu değildir. “Yönetici –mühendis – satın alma – yatırım –proje insan kaynakları” dahil şirketin/kurumun tüm kademelerinde oluşturulması gereken bir olgudur.

–  İSG kurallarına uymayan çalışanlar tespit edildiğinde ya da kaza meydana geldiğinde çalışanları suçlayan bir anlayışla değil sorunu sahiplenen, kök nedenlerine inen ve sorunu çözmeye çalışan bir yaklaşımla hareket edilmelidir.

–  Çalışanlar da İSG kurallarını içselleştirmek için daha fazla çaba göstermeli, İSG bakımından bir uygunsuzluk gördüğünde ekip arkadaşlarını uyaran bir anlayışta olmalı ve şirkette oluşturulmak istenen İSG kültürüne pozitif katkıda bulunmalıdır.

– İSG kültürünü geliştirmek için şirket yöneticilerinin İSG ile ilgili yıllık hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için aksiyon planları olmalıdır.

–  İSG kültürünü yerleştirmek için yöneticiler ve mühendisler belirli periyotlarda sahada İSG denetimleri yapmalı ve koruyucu ayakkabı, baret vb. kişisel koruyucu donanım kullanımı ve araçta emniyet kemeri takma, hız sınırlarına dikkat etmek gibi trafik kurallarına uyma konularında çalışanlarına rol model olmalıdır.

–  Yüklenici veya taşeronların İSG bakımından yönetimi İSG kültürünün çok önemli bir parçasıdır. Ancak onları İSG açısından disipline etmek çok daha zor ve daha fazla çaba gerektiren bir iştir. Bunu yapabilmek için tüm dağıtım şirketleri, TEİAŞ ve EÜAŞ, yüklenicilerine İSG yönünden benzer yükümlülükleri koymalı ve etkin bir denetim mekanizmasıyla sahayı kontrol altına almalıdır.

–  Çalışanların meslek hayatına giriş yapmadan önce İSG bilinci oluşturulmalı. Bu amaçla, meslek liselerinde ve üniversitelerde mühendislere İSG bilinci verilmeli. Müfredatlar bu doğrultuda revize edilmelidir.

SEKTÖRÜN ÇÖZÜMÜ BEKLENEN SORUNLARI

 Gelişen teknoloji ve şehirleşmeyle beraber her geçen gün artmakta olan enerji ihtiyacının yarattığı sorunlar Tedarik, Dağıtım ve Üretim olmak üzere 3 bölümde irdelenecektir:

  1. Tedarik Hizmetindeki Sorunlar

– Elektrik hizmeti tanımının toplumdaki karşılığı “Fatura gönderilir ve tüketici bu faturayı öder” şeklinde olduğu için hizmet kalitesi oldukça geride kalmıştır. Artık bu anlayış ile bir hizmet almak mümkün değildir. Özelleştirmeler yapıldığında genel anlayış elektrik abonelerinin birer müşteri oluşundan ziyade müşterilerin birer sayı dizisinden ibaret olan aboneler oluşuydu. Dolayısı ile abonelerin seçme şansı olmadığı gibi aldığı hizmetten de şikayet etmesi düşünülmemekte ve anormal karşılanmaktaydı. Perakende şirketlerinin ayrıştırılması sonucunda satış şirketlerine farklı sektörlerden yöneticilerin gelmesiyle birlikte bu kişiler bahsi geçen anlayışa sahip olmadığından son birkaç yılda bu konuda hızlı diyebileceğimiz bazı gelişmeler olmuştur. Ancak halen çok sayıda eksiklik mevcuttur.

– Elektrik hizmetinde halen bir dijitalleşme bulunmamaktadır. Teknoloji ile bu kadar ilişkili olan bir sektörün gelişmeleri halen geriden takip etmesi büyük sorundur.

– Faturalandırmalar halen tüketicinin anlayabileceği sadelikte değildir. Ayrıca faturalara itiraz konusunda da tüketiciler yeterince haklarını arayamamaktadır.

– Elektrik satışında lisans sahibi bazı elektrik şirketleri tüketicilerin bilgisizliğinden fayda sağlamaktadır. Ve EPDK’nin bu konuda tüketicilerin haklarını yeterince koruyamadığı görülmektedir.

– Şikâyetlere dönüşler makul sürelerde olmadığı gibi kolay da değildir. Kullanıcıların haklarına kolayca ulaşamadığı görülmektedir.

– Elektrik faturalarında meydana gelen anlamsız yükselişlerde tüketicinin yine hakkını arayamadığı görülmektedir. Örneğin –ki en çok yapılan şikâyetlerden birisidir bu–, faturaları 50-70 TL bandında seyreden bir tüketicinin faturasının bir anda 400 TL ya da 700 TL gibi tutarlara çıkıp bir sonraki ay yine normal tutara dönmesinde mantıken çok net bir sorun olduğu görülebilmekteyken bu konuda haklı olduğunu ispat edememektedir.

– İndirimli elektrik satışlarında faturada indirim oranı yazmaması sebebi ile sözleşmeye aykırı olarak oranın değiştirilmesi ya da komple kaldırılması durumunda tüketici bunu anlayamamakta ve mağdur olduğunun farkına bile olamamaktadır.

– Elektrik sektöründe tüketici yeterince bilgilendirilmemekte ve tüketici de bu konuda bilinçlenme gayreti içerisinde değildir.

– Türkiye’de kamuoyunun büyük bir kısmının elektrik şirketlerine güvenmediği anlaşılmaktadır. Bu çok önemli tespitin sebeplerinin araştırılması gerekmektedir.

– Elektrik piyasası yeterince şeffaf değildir. Makul ve mantıklı olmayan gelişmeler yaşanmakta ve bu da piyasaya olan güveni sarsmaktadır.

– EPDK’nin genel tutumu Görevli Tedarik ve Dağıtım Şirketlerinin desteklenmesine yöneliktir. Dolayısı ile Elektrik Piyasası Kanunu’nun amaç isimli birinci maddesindeki “Taraflar arasında ayrım gözetmeksizin, eşit…” kısmına aykırı uygulamalar gerçekleşmektedir.

– Mevzuatlarda yazan birçok şey uygulamada yer almamakla birlikte bunun bir takibi de yapılmamaktadır. Örneğin, çevrimiçi abonelik hizmeti verilmesinin zorunlu olmasına rağmen şu an bilindiği kadarıyla ülkemizde sadece bir şirket bu hizmeti vermektedir.

  1. Dağıtım Hizmetindeki Sorunlar

– Bağlantı aşamasında tüketici suistimal edilmekte ve elektrik şirketlerinin yapması gereken yatırımlar tüketiciye yaptırılmaktadır.

– Abonenin yaptığı yatırımlar iz bedelle (bedelsiz olarak) elektrik şirketine devredilmeye zorlanabilmektedir.

– Abonenin geçmişte yapmış olduğu özel enerji nakil hatlarının elektrik şirketleri tarafından devralınması gerekirken devralınmamaktadır.

– Aboneye ait enerji nakil hattı üzerinden bir başkasına elektrik verilmesi durumunda hattın devralınması gerekirken bu yapılmadığı gibi hattın bakımı da elektrik şirketi tarafından üstlenilmemektedir.

– Kaçak elektrik kullananları yakalamak amacıyla haksız yere birçok kişiye kaçak cezası kesilmeye başlanmıştır. Kullanıcılar suçsuz olduklarını ispat edememekte ve bu konuda birçok kullanıcı mağdur olmaktadır.

– Faturaya yansıyan reaktif bedel hakkında tüketici bilinçsizdir. Farkında olmadan bu bedelleri ödemektedirler. Hangi durumlarda bu maliyetlerden kurtulabilecekleri konusunda tüketiciler bilinçsizdir.

– Sayaçların okunmalarında sorunlar vardır. Halen mevzuata uygun şekilde sayaç okumaları yapılmamaktadır.

– Türkiye’de ideal olarak otomatik sayaç okuma hizmeti ücretli veya ücretsiz olarak sunulamamakta ve bu konuda bir mevzuatın yıllardır olmasına rağmen herhangi bir iyileşme yoktur.

– Enerji müsaadeleri ve güç artırımında aboneler halen sorun yaşamaktadır.

– Abonelere keyfi uygulamalar yapılmaktadır. Haklarını bilmeyen tüketici bu sebeple zorlanmaktadır.

– Türkiye’de hâlâ ciddi anlamda elektrik altyapısı eksikliği mevcuttur ve bunun düzelmesi de uzun yıllar alacaktır.

– Türkiye’de elektrik sektörünün en kötüsü olarak elektrik dağıtım şirketleri nitelendirilmektedir. Özelleştirmede ödedikleri parayı çıkartana kadar tüketicinin mağdur edilmesinden vazgeçmeyeceklerdir. (Bu konu hakkında yine de en iyisinin EnerjiSA’ya ait dağıtım şirketlerinin olduğu söylenebilir.)

– Enerji dağıtım sektöründeki firmaların tamamının siber güvenlik sistemleri şirket ihtiyaçlarını karşılamamaktadır[9].

  1. Üretim Hizmetindeki Sorunlar

– Sistem kullanım birim maliyetlerindeki ciddi artışların varlığı.

– Doğalgazdan elektrik üreten santrallerin çok ciddi sıkıntılarının oluşu. İhtiyaç olan doğalgazın kısıtlanması ve kullanılan doğalgaza gelen zamlar santralleri durma noktasına getirmiştir.

– Piyasa şeffaflığı sağlanabilmiş değildir.

– Piyasa öngörülebilirliği sağlanabilmiş değildir.

– Piyasanın serbestleşmesi sağlanabilmiş değildir.

Elektrik enerjisinin elde edileceği kaynakların kısıtlı oluşu, çevreye ve atmosfere zarar verecek etkiler barındırması elektrik enerjisi üretiminin sadece ulusal bir sorun olmadığını göstermektedir. Bu nedenle enerji konusunda alınacak olan herhangi bir karar artık milletlerarası seviyede irdelenmekte ve kararın rasyonelliği de hem milli hem de milletlerarası menfaatler çerçevesinde bütün boyutlarıyla incelenmektedir.

Türkiye enerji talebi, kentleşme, sanayileşme, refah artışı, teknolojinin yaygınlaşması ve artan nüfusa paralel olarak yükselişini sürdürmektedir. Bununla beraber Türk enerji sektörü de büyümekte ve gelişmekte olan bir yapıya sahiptir. Bütün bu büyüme ve artışların doğal bir sonucu olarak sorunlar da artmaktadır. Her ne kadar bir takım sorunlar çeşitli yasal çalışmalarla çözüme kavuşmuş olsa da görüldüğü üzere çözümü bekleyen daha pek çok güncel sorun bulunmaktadır. Bunların da çözülmesi Türk enerji ve elektrik sektörünün menfaatleri açısından bir zaruret halini almaktadır.

KAYNAKÇA

  1. PAMİR, A. N. (2003). “Dünyada ve Türkiye’de Enerji, Türkiye’nin Enerji Kaynakları ve Enerji Politikaları”, (http://metalurji.org.tr/dergi/dergi134/d134_73100.pdf)
  2. ŞİRİN, Y. N. (2009). “Elektrik Sektöründe Özelleştirmeye Genel Bir Bakış ve Öneriler”, Ege Bölgesi Enerji Forumu, Denizli, ss.27-32.
  3. SEVAİOĞLU, O. (2009). “Türkiye Elektrik/ Enerji Sektörü Raporu”, ODTÜ, Ankara
  4. Republic Of Turkey Ministry Of Development, 2018-2020 Medium Term Program, 2017
  5. ERTİLAV, M. – AKTEL, M. (2015). “TEDAŞ (Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) Özelleştirmesi” Uluslararası Alanya İşletme Fakültesi Dergisi, Antalya, C:7, S:2, s. 95-108
  6. Republic Of Turkey Energy Market Regulatory, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği, 2016: Madde 16
  7. Republic Of Turkey Energy Market Regulatory, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği, 2013: Madde 6
  8. 2nd Occupational Health and Safety Congress in Electricity Distribution Sector/ Elektrik Dağıtım Sektöründe 2. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, 2018
  9. Global Information Security Survey – GISS 2017-18/ Küresel Bilgi Güvenliği 2017-18 Araştırması, http://www.ey.com/
  10. ÇEBİN, B. (2018). https://www.afaenerji.com/makaleler/

Share
2885 Kez Görüntülendi.