Fuar ve Etkinlik
İzin Süreçlerinin Hızlandırılması, Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Hedeflerine Giden Yolda Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümünde en önemli gündem maddelerinden biri olan izin süreçleri, "Süper İzin" düzenlemeleriyle birlikte yeni bir döneme giriyor. Özellikle rüzgâr enerjisi yatırımlarında yılları bulan izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, hem yatırım iştahını artırması hem de Türkiye'nin 2035 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşması açısından sektörün en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından TÜREK 2026 kapsamında düzenlenen "Süper İzin Sonrası: Rüzgâr Yatırımlarında Yeni İzin Rejimi" oturumunda, 24 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenlemelerin sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile EPDK temsilcileri, yeni izin süreçlerinin uygulamaya yansımalarını ve kurumların değişen sorumluluklarını sektör temsilcileriyle paylaştı.

Panelde özellikle izin süreçlerinin paralel yürütülmesini sağlayan yeni yapı, mevcut darboğazlar, yatırımcıların karşılaştığı kritik aşamalar ve önümüzdeki dönemde yürürlüğe girmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri ayrıntılı olarak ele alındı.
64 GW'lık Bekleyen Kapasite Süreçlerin Önemini Ortaya Koyuyor
Paylaşılan verilere göre Türkiye'de henüz işletmeye alınmamış toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bunun 30,6 GW'ını güneş enerjisi santralleri (GES), 24 GW'ını ise rüzgâr enerjisi santralleri (RES) oluşturuyor. RES tarafındaki kapasitenin yaklaşık 19,7 GW'lık bölümünün önlisans aşamasında bulunması ise izin süreçlerinin hızlandırılmasının yatırım kararları açısından ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Sektör temsilcileri, mevcut kapasitenin sahaya dönüşebilmesi için yalnızca finansman ve teknoloji yatırımlarının değil, kamu süreçlerinin de aynı hızda ilerlemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Depolamalı Projelere Rekor İlgi
Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri ise depolamalı yenilenebilir enerji projelerine yönelik yoğun yatırım talebi oldu.

Verilere göre;
• Depolamalı RES projelerinde 248 proje ile 17.368 MW, • Depolamalı GES projelerinde ise 354 proje ile 12.726 MW önlisans kapasitesine ulaşıldı.
Böylece depolamalı enerji yatırımlarında toplam önlisans portföyü 30 GW seviyesine yaklaşmış oldu.
İzin süreçlerinde kaydedilen ilerlemeler de dikkat çekiyor. Depolamalı RES projelerinde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararı alınırken, 169 proje kamulaştırma başvurusu, 61 proje ise orman izni aşamasını tamamladı. Depolamalı GES tarafında ise 227 projede ÇED süreci tamamlanırken, 310 proje kamulaştırma başvurusu gerçekleştirdi.
Hedef: İzin Sürelerini 24 Aya İndirmek
Sektörde son yıllarda yapılan düzenlemeler sayesinde izin süreçlerinde önemli iyileşmeler sağlanmasına rağmen, mevcut durumda RES projelerinde süreçlerin yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise 30 aya kadar uzayabildiği belirtiliyor. Süper İzin düzenlemelerinin tamamlanmasıyla birlikte bu sürenin 24 aya düşürülmesi hedefleniyor. Panelde ayrıca depolamalı yatırımları doğrudan etkileyecek ikincil mevzuat çalışmalarının da sürdüğü ifade edildi. Özellikle sistem kullanım bedellerinin sadeleştirilmesi, kısmi kabul uygulamaları ve teknik toleranslara ilişkin yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini daha da hızlandırması bekleniyor.
"Yatırım İştahını Süreçlerin Hızı Belirleyecek"
Panelde değerlendirmelerde bulunan TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, Türkiye'nin rüzgâr enerjisinde güçlü bir yatırım potansiyeline sahip olduğunu ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, hızlı ve koordineli şekilde ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Arıcı, Süper İzin düzenlemelerinin kamu kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirdiğini ve yatırım süreçlerini önemli ölçüde sadeleştirdiğini belirterek, özellikle depolamalı projelerde 30 GW'a yaklaşan başvuru hacminin yatırımcı güvenini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
ÇED, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok kritik başlıkta gerçekleştirilen düzenlemelerin sektör açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Arıcı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi verilmesine ilişkin düzenlemelerin de tamamlanmasıyla birlikte RES projelerinde izin sürelerinin 33 aydan 24 aya kadar düşürülebileceğini söyledi.
Arıcı'ya göre yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kurulu güç büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Daha hızlı ve öngörülebilir izin süreçleri ise hem yatırımcı güvenini artıracak hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve enerji dönüşümü hedeflerine ulaşmasında belirleyici rol oynayacak.

Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!