Röportaj
Elektrik talebindeki artış, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve yapay zekâ teknolojileri, küresel ölçekte şebeke yatırımlarını hızlandırıyor. Bu dönüşümde güç transformatörleri kadar, onların güvenilir ve verimli çalışmasını sağlayan kritik bileşenler de stratejik önem kazanıyor.

Electricity Turkey Dergisi olarak, Hitachi Energy yöneticilerinden Helmut Bockshammer ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide; trafo bileşenlerinde artan küresel talebi, üretim kapasitesi ve tedarik zinciri sorunlarını, yeni nesil izolasyon teknolojilerini ve enerji şebekelerinin geleceğini konuştuk. Bockshammer ayrıca Türkiye'nin küresel transformatör ekosistemindeki potansiyelini, Hitachi Energy'nin Dilovası yatırımını ve şirketin önümüzdeki döneme ilişkin stratejik önceliklerini değerlendirdi.
Dünya genelinde elektrifikasyon, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji güvenliği, veri merkezleri ve yapay zekâ kaynaklı elektrik talebi hızla artıyor. Bugün trafo bileşenlerini enerji dönüşümünün kritik unsurlarından biri hâline getiren temel faktörler nelerdir?
Enerji dönüşümü çoğu zaman yenilenebilir enerji üretimi, elektrifikasyon, yapay zekâ kaynaklı talep artışı ve şebeke yatırımları üzerinden değerlendiriliyor. Ancak bu hedeflerin hiçbiri, elektriğin güvenli ve kesintisiz şekilde iletilmesini sağlayan fiziksel altyapı olmadan hayata geçirilemez. Bu altyapının merkezinde transformatörler, her transformatörün merkezinde ise onu oluşturan bileşenler yer alır.
Son yıllarda değişen en önemli nokta, geçmişte yardımcı unsurlar olarak görülen transformatör bileşenlerinin artık stratejik varlıklar hâline gelmesidir. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki hızlı artış, ulaşım ve sanayide elektrifikasyonun yaygınlaşması, veri merkezlerinin çoğalması ve enerji güvenliğine yönelik yatırımlar, transformatör talebini benzeri görülmemiş seviyelere taşımaktadır. Bu nedenle sektörün büyüme kapasitesi artık yalnızca transformatör üretim kapasitesiyle belirlenmiyor; geçit izolatörleri (bushing), kademe değiştiriciler (OLTC), yalıtım sistemleri ve aksesuarlar gibi kritik bileşenlerin erişilebilirliği de belirleyici rol oynuyor. Çünkü bu bileşenler olmadan bir transformatörün üretimi ve işletilmesi mümkün değil.
Diğer önemli unsur ise modern güç sistemlerinin giderek daha karmaşık hale gelmesi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonu, daha değişken çalışma koşulları yaratıyor ve transformatörlerden daha yüksek güvenilirlik, daha fazla esneklik ve gelişmiş izleme kabiliyetleri bekleniyor. Gerilim regülasyonu, yalıtım performansı, durum izleme ve varlık yönetimi gibi alanlarda bu yetkinliklerin sağlanmasında bileşenler kritik rol oynuyor.
Şebeke dayanıklılığı da bir diğer öncelik olarak öne çıkıyor. Enerji şirketleri yalnızca yeni altyapılar kurmaya değil, mevcut varlıklarının ömrünü uzatmaya da odaklanıyor. Güvenilir yalıtım sistemleri, gelişmiş geçit izolatörleri, kademe değiştiriciler ve dijital izleme çözümleri; plansız kesintilerin azaltılmasına, operasyonel performansın iyileştirilmesine ve mevcut transformatör filolarından maksimum verim alınmasına katkı sağlıyor. Dolayısıyla bileşenler, hem şebeke genişlemesine hem de şebeke güvenilirliğine doğrudan destek veriyor.
Sonuç olarak transformatör bileşenleri; güvenilir, dayanıklı ve sürdürülebilir enerji sistemlerinin temel yapı taşları arasında yer alıyor. Dünya genelinde şebeke yatırımları ve modernizasyon projeleri hız kazanırken, bizim önceliğimiz müşterilerimizin ve sektörün ihtiyaç duyduğu teknolojilerin, üretim kapasitesinin ve tedarik zincirlerinin bu dönüşümü destekleyecek şekilde hazır olmasını sağlamak.
Bileşenler gerçekten bir “darboğaz” mı? Trafo bileşenlerinde bugün karşılaşılan en önemli tedarik ve kapasite sorunları neler? Bu bileşenlerde yaşanabilecek bir gecikme, komple bir transformatörün üretim ve teslimat sürecini nasıl etkiliyor?
Enerji sektöründe yaşanan yeni büyüme döngüsü, değer zincirinin tamamında önemli yatırımları beraberinde getiriyor. Bu talebin karşılanabilmesi için hammadde tedarikinden bileşen üretimine, transformatör imalatından sahadaki kurulum süreçlerine kadar tüm ekosistemin uyum içinde çalışması gerekiyor.
Bugüne kadar dikkat daha çok transformatör üretim kapasitesine odaklanmış olsa da gerçekte her transformatör, geçit izolatörleri, kademe değiştiriciler, yalıtım malzemeleri ve çeşitli aksesuarlar gibi yüksek uzmanlık gerektiren bileşenlerden oluşan bir ekosisteme dayanıyor. Bu bileşenlerden herhangi biri olmadan bir transformatörün tamamlanması, test edilmesi ve devreye alınması mümkün değildir.

Mevcut dönemi farklı kılan unsur ise aynı anda birden fazla piyasa dinamiğinin devrede olmasıdır. Şebeke modernizasyonu, yenilenebilir enerji entegrasyonu, elektrifikasyon ve enerji güvenliği yatırımları hız kazanırken, veri merkezleri ve yapay zekâ altyapıları gibi yeni talep kaynakları da enerji sistemleri üzerinde ilave baskı oluşturuyor. Bu durum, transformatör değer zincirinin neredeyse tüm aşamalarında güçlü bir talep yaratıyor.
Karşılaşılan zorluk yalnızca daha fazla bileşen üretmekten ibaret değil. Pek çok transformatör bileşeni; özel malzemeler, yüksek mühendislik gerektiren üretim süreçleri ve yıllara dayanan uzmanlık bilgisi gerektiriyor. Bu nedenle kapasite artırımı; önemli yatırımlar, nitelikli iş gücü ve uzun vadeli planlama gerektiren bir süreç.
Üretim açısından bakıldığında bir transformatör, son kritik bileşeni de hazır olduğunda gerçekten tamamlanmış sayılır. Mekanik montaj büyük ölçüde tamamlanmış olsa bile, gerekli bir geçit izolatörü, kademe değiştirici veya yalıtım sistemi hazır değilse nihai montaj, test süreçleri, sevkiyat ve devreye alma faaliyetleri gecikebilir. Bu nedenle tek bir bileşende yaşanan gecikme, tüm transformatörün teslimat takvimini etkileyebilir ve buna bağlı olarak iletim hatlarının, yenilenebilir enerji projelerinin, sanayi tesislerinin veya veri merkezlerinin devreye alınmasını erteleyebilir.
Bu nedenle değer zinciri genelinde iş birliği her zamankinden daha kritik hâle gelmiştir. Hitachi Energy olarak önceliğimiz güçlü uygulama ve güvenilir teslimattır. Kapasite yatırımlarımızı sürdürürken, tedarikçilerimizle iş birliklerimizi güçlendiriyor ve küresel üretim ağımızı daha dayanıklı hâle getiriyoruz. Altyapı projelerinin ihtiyaç duyulan hızda ilerleyebilmesi için üreticiler, tedarikçiler, enerji şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları arasındaki iş birliği büyük önem taşıyor.
İzolasyon teknolojisi transformatörün güvenilirliğini nasıl belirliyor? Yeni nesil şebekelerin ve daha yüksek güç seviyelerinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlar, izolasyon malzemeleri ve bileşenlerinde hangi teknolojik gelişmeleri zorunlu kılıyor? Önümüzdeki dönemde bu alanda hangi yenilikleri göreceğiz?
Yalıtım sistemleri, transformatör güvenilirliğinin en temel unsurlarından biridir. Bir transformatörün ortalama 30 yıl, çoğu zaman ise daha uzun süre hizmet vermesi beklenir. Bu süre boyunca yalıtım sistemi; elektriksel, termal, mekanik ve çevresel etkilere sürekli olarak dayanmak zorundadır. Nitekim yalıtımın durumu, bir transformatörün kullanım ömrünü belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Yalıtım performansının zamanla bozulması, arıza riskini önemli ölçüde artırır. Bu nedenle yalıtım sistemleri hem ekipman güvenilirliğinin hem de şebeke dayanıklılığının merkezinde yer alır.
Öte yandan enerji şirketleri varlık yönetimi ve yaşam döngüsü değerine giderek daha fazla önem veriyor. Bu nedenle yalıtım malzemeleri ve bileşenlerinden artık yalnızca elektriksel yalıtım sağlamaları değil, aynı zamanda durum izleme, kestirimci bakım ve daha uzun bakım aralıklarını desteklemeleri de bekleniyor.
Müşteriler, yüksek performans standartlarından ödün vermeden çevresel etkileri azaltan daha sürdürülebilir çözümlere yöneliyor. Bu eğilim; alternatif yalıtım sıvıları, düşük karbonlu malzemeler ve daha döngüsel bir üretim ve işletim yaklaşımını destekleyen tasarımlar gibi alanlarda yenilikleri hızlandırıyor.

Bugün inovasyon yalnızca daha yüksek gerilim veya güç seviyelerini desteklemek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda müşterilerin güvenilirliği artırmasına, ekipman ömrünü uzatmasına, bakım ihtiyaçlarını azaltmasına ve yaşam döngüsü boyunca çevresel etkileri düşürmesine katkı sunmak anlamına geliyor. Kablo Sonlandırma Buşingi (Cable Termination Bushing) ve 800 kV ester uyumlu buşing çözümümüz, performans ve sürdürülebilirliğin bir arada nasıl geliştirilebildiğinin somut örnekleri arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde inovasyonun üç temel alanda yoğunlaşacağını öngörüyorum:
UHV ve HVDC uygulamaları da dahil olmak üzere daha yüksek gerilimlere, daha yüksek sıcaklıklara ve daha zorlu çalışma koşullarına uyum sağlayabilen gelişmiş yalıtım malzemeleri.
Yalıtım sistemlerinin durumu ve ekipman sağlığı hakkında gerçek zamanlı içgörü sunan akıllı bileşenler ve dijital izleme çözümleri.
Güvenilirlik, emniyet ve çevresel performansı bir arada sunarken ekipman ömrünü en üst düzeye çıkaran yeni nesil sürdürülebilir malzemeler ve tasarımlar.
Hitachi Energy artan bileşen ihtiyacına nasıl hazırlanıyor? Hitachi Energy olarak kapasite yatırımları, üretim süreçleri, tedarik zinciri ve kritik bileşenlere erişim konusunda nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?
Bugün odak noktası yalnızca artan talebi karşılamak değil, aynı zamanda tüm değer zincirinin ihtiyaç duyulan ölçekte, öngörülebilir ve güvenilir şekilde çalışmasını sağlamak. Bunun için üretim kapasitesine, insan kaynağına, teknolojiye, tedarik zincirlerine ve operasyonel mükemmeliyete yatırım yapmak gerekiyor.
Hitachi Energy olarak yalıtım ve bileşenler iş kolumuzun küresel üretim ağında kapsamlı yatırımlar gerçekleştiriyoruz. İsveç, İsviçre, ABD, Hindistan ve Çin başta olmak üzere birçok stratejik lokasyonda kapasite artırımı projeleri yürütüyoruz. Bu yatırımların önemli bir bölümü kuru tip buşingler ile UHV ve HVDC teknolojilerine odaklanıyor. Böylece kapasitemizi artırırken tedarik zinciri dayanıklılığını güçlendiriyor ve müşterilerimize daha yüksek teslimat esnekliği sunuyoruz.
Bununla birlikte uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ederek stratejik tedarikçilerimizle yakın iş birliği içinde çalışıyor, gerekli alanlarda alternatif kaynakları devreye alıyor ve küresel üretim ağımızda üretim esnekliğini artırıyoruz.
Başarımız; bu yatırımları etkin şekilde hayata geçirebilme, dayanıklı tedarik zincirleri oluşturma ve müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu teknolojilere güvenilir erişim sağlayabilme kabiliyetimizle ölçülecek.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme daha fazla dahil olması, elektrifikasyonun hızlanması ve mevcut şebekelerin yaşlanması, elektrik altyapısında kapsamlı yatırımları gündeme getiriyor. Önümüzdeki yıllarda şebeke yatırımlarında hangi alanların öncelik kazanacağını düşünüyorsunuz ve trafo ile trafo bileşenleri teknolojileri bu dönüşümde nasıl bir rol üstlenecek?
Önümüzdeki yıllarda öncelik kazanacak yatırımlar; şebekelerin güvenilirliğini, esnekliğini ve kullanım verimliliğini artıran alanlarda yoğunlaşacaktır. Pek çok durumda en yüksek değer, yalnızca yeni altyapılar inşa etmekten değil, mevcut varlıkları modernize ederek daha uzun süre ve daha etkin şekilde kullanılmalarını sağlamaktan gelecektir.
Şebeke yatırımlarının bir sonraki aşaması yalnızca daha fazla ekipman gerektirmeyecek, aynı zamanda daha akıllı ekipmanlara ihtiyaç duyacaktır. Buşingler, kademe değiştiriciler, yalıtım sistemleri ve dijital izleme teknolojilerindeki yenilikler; enerji şirketlerinin güvenilirliği artırmasına, bakım faaliyetlerini optimize etmesine ve varlık performansını en üst düzeye çıkarmasına yardımcı olacaktır.
Bu doğrultuda yatırımların üç temel alana odaklanmasını bekliyorum:
İletim şebekelerinin genişletilmesi,
Yaşlanan şebeke varlıklarının modernizasyonu,
Mevcut altyapının güvenilirliğinin ve esnekliğinin artırılması.
Birçok bölgede, onlarca yıldır hizmet veren ekipmanların yenilenmesi ve modernize edilmesi, tamamen yeni sistemler kurmaktan çok daha hızlı değer yaratabilmektedir.
Transformatörler bu üç alanın tamamında merkezi bir rol oynayacaktır. Yeni iletim hatları, yenilenebilir enerji projeleri, enterkonneksiyon yatırımları, veri merkezleri ve sanayi elektrifikasyonu projelerinin tamamı, üretim ile tüketim noktaları arasında elektriğin güvenli ve verimli şekilde aktarılabilmesi için transformatörlere ihtiyaç duyar.
Transformatör bileşenleri açısından öncelik ise bu varlıkların yaşam döngüleri boyunca güvenilir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Buşingler, kademe değiştiriciler, yalıtım sistemleri ve dijital izleme çözümleri; ekipmanların kullanılabilirliğini artırarak hizmet ömürlerini uzatır ve plansız kesintileri azaltır. Transformatörlerin uzun yıllar boyunca çalışmasının beklendiği düşünüldüğünde, güvenilirlikte sağlanan küçük iyileştirmeler bile ekipmanın yaşam döngüsü boyunca önemli değer yaratabilir.
Sonuç olarak, en başarılı şebeke yatırımları yalnızca kapasite artıran yatırımlar olmayacaktır. Aynı zamanda şebekeleri daha dayanıklı, daha esnek ve daha verimli hale getiren yatırımlar olacaktır. Transformatörler ve transformatör bileşenleri de bu dönüşümün temel yapı taşlarından biridir.

Türkiye, küresel trafo bileşenleri tedarik zincirinde nasıl bir merkez olabilir? Sizce Türkiye’nin küresel trafo ve şebeke ekipmanları ekosistemindeki mevcut konumu nedir ve önümüzdeki dönemde hangi alanlarda daha fazla potansiyel taşıyor?
Türkiye hâlihazırda küresel transformatör ekosisteminin önemli oyuncularından biridir. Güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ile Afrika arasında stratejik bir konumda bulunması, ülkenin küresel transformatör değer zincirinde önemli bir yer edinmesini sağlamıştır.
Türkiye; hem iç pazara hem de uluslararası pazarlara hizmet veren güçlü transformatör üreticilerine ve OEM'lere ev sahipliği yapmaktadır. Bizim rolümüz ise bu üreticileri yüksek kaliteli bileşenler, yenilikçi teknolojiler ve teknik uzmanlıkla destekleyerek büyümelerine ve dünya genelindeki müşterilerine değer sunmalarına katkı sağlamaktır.
Büyüme potansiyeli gördüğümüz önemli alanlardan biri de tedarik zinciri dayanıklılığıdır. Dünyanın dört bir yanındaki müşteriler; yüksek kaliteli ürünleri güvenilir, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde sunabilen iş ortakları arıyor. Türkiye, güçlü sanayi kabiliyetlerini bölgesel ve küresel pazarlara erişim avantajıyla birleştirerek bu ihtiyaca yanıt verebilecek güçlü bir konumdadır.
Benim perspektifime göre Türkiye, transformatör ve transformatör bileşeni üretimi için gerekli tüm temel unsurlara sahip. Bundan sonraki fırsat ise bu güçlü yönlerin üzerine inşa ederek küresel enerji sektörüne uzun vadeli değer yaratacak alanlarda yetkinlikleri daha da geliştirmektir.
Hitachi Energy'nin Dilovası'nda hayata geçirdiği yeni Güç Transformatörleri Fabrikası ve Servis Merkezi de Türkiye'ye ve burada hizmet verdiğimiz müşterilere olan uzun vadeli bağlılığımızın somut bir göstergesidir. Bu yatırım, hem yerel pazara hem de bölgedeki ihracat odaklı müşterilere destek verme kapasitemizi daha da güçlendirmektedir.
Hitachi Energy’nin Türkiye’deki operasyonları ve üretim kabiliyetleri, şirketin küresel organizasyonu içerisinde nasıl bir konuma sahip? Türkiye’deki tesislerinizin ve operasyonlarınızın iç pazarın yanı sıra bölgesel ve küresel pazarlara yönelik üretim, ihracat, tedarik ve teknoloji transferindeki rolü hakkında neler söylemek istersiniz?Türkiye, Hitachi Energy’nin küresel üretim ve tedarik ağı içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Ülkeyi özellikle değerli kılan unsur; güçlü sanayi altyapısını, mühendislik yetkinliklerini ve stratejik coğrafi konumunu bir araya getirmesidir.
Türkiye yalnızca yerel pazarın ihtiyaçlarına hizmet eden bir ülke değildir. Aynı zamanda yüksek kaliteli ürünleri, üretim uzmanlığı ve teknik kabiliyetleriyle bölgesel ve uluslararası müşterilere destek sağlayan küresel tedarik zincirlerinin önemli bir parçasıdır.
Sektör genelinde şebeke yatırımlarının hızlanması ve tedarik zinciri dayanıklılığının güçlendirilmesi hedeflenirken, çeşitlendirilmiş ve güçlü bağlantılara sahip bir üretim ağına sahip olmak her zamankinden daha kritik hale geliyor. Türkiye’deki operasyonlarımız da bu hedefe önemli katkı sağlıyor. Üretim kapasitesi sunuyor, ihracat faaliyetlerini destekliyor, tedarik zinciri esnekliğini artırıyor ve farklı pazarlardaki müşteri ihtiyaçlarına daha etkin şekilde yanıt verebilmemizi mümkün kılıyor.
Bir diğer önemli katkı alanı ise bilgi ve teknoloji paylaşımıdır. Küresel ekipler, üretim tesisleri, mühendislik organizasyonları ve tedarikçiler arasındaki bilgi akışı; en iyi uygulamaların, inovasyon kültürünün ve kalite standartlarının tüm operasyonlarımızda tutarlı şekilde uygulanmasını sağlıyor. Bu yaklaşım hem Türkiye’deki hem de uluslararası müşterilerimize fayda sunuyor.
Bilgi paylaşımı ve iş birliği, sektörün geleceği açısından da büyük önem taşıyor. Küresel ekipler, mühendislik organizasyonları, üretim tesisleri, tedarikçiler ve müşteriler arasındaki deneyim paylaşımı; inovasyonun, kalite standartlarının ve iyi uygulamaların hem kurum içinde hem de sektör genelinde yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

Önümüzdeki 5–10 yıllık döneme baktığınızda trafo bileşenleri, izolasyon teknolojileri ve şebeke altyapısında nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz? Hitachi Energy olarak bu dönüşümde hangi teknolojik ve stratejik alanlara odaklanmayı, Türkiye operasyonlarınızı da bu küresel vizyon içerisinde nasıl konumlandırmayı hedefliyorsunuz?
Şu anda birçok kişinin "enerji süper döngüsü" olarak tanımladığı tarihi bir dönüşüm döneminin içindeyiz. Sektörümüz için temel mesele artık fırsatları belirlemek değil; müşterilerin ihtiyaç duyduğu hızda hareket ederken güvenilirliği, kaliteyi ve tedarik zinciri dayanıklılığını koruyabilmektir.
Hitachi Energy olarak önceliklerimiz oldukça net. İlk olarak, küresel üretim ağımız genelinde devam eden kapasite artırım yatırımlarını başarıyla hayata geçirmek. İkinci olarak, müşterilerimizin öngörülebilir ve esnek teslimat imkanlarına güvenebilmesini sağlayacak şekilde tedarik zinciri dayanıklılığını daha da güçlendirmek. Üçüncü olarak ise müşterilerin ihtiyaç duyduğu alanlarda inovasyona yatırım yapmaya devam etmek.
Kablo Sonlandırma Buşingi ve 800 kV ester uyumlu buşing gibi son dönemde geliştirdiğimiz yenilikçi çözümler, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve performansı aynı anda ileri taşıma yaklaşımımızın güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Gelecekte de müşterilerimizin daha dayanıklı ve daha verimli enerji sistemleri kurmasına destek olacak teknolojilere yatırım yapmayı sürdüreceğiz.
Türkiye’de ise odağımız; müşterilerimizi ve OEM iş ortaklarımızı teknoloji, uzmanlık ve güvenilir tedarik kapasitesiyle desteklemeye devam etmek olacak. Türk üreticilerinin küresel transformatör sektöründeki önemli rolüne büyük değer veriyoruz ve onların büyümesini ve uluslararası başarılarını desteklemeyi sürdüreceğiz